BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Anasayfa / MANŞET / “2030’da Posta Sektöründe Çalışma Dünyası”

“2030’da Posta Sektöründe Çalışma Dünyası”

31 Mart – 1 Nisan 2022

Zagreb, HIRVATİSTAN

PROJE HAKKINDA KISA BİLGİLENDİRME

Posta sektörü için Avrupa Sosyal Diyalog Komitesi (SDC) çerçevesinde, sosyal ortaklar – POSTEUROP, UNI Europa Post & Logistics ve CESI – tarafından ortak organize edilen “2030’da posta sektöründe çalışma dünyası” projesi. Proje 2 ayaklı atölye çalışma planından oluşmakta olup, birincisi 31 Mart–1 Nisan 2022 tarihlerinde Zagreb/Hırvatistan’da yapılmıştır. Tüm sosyal ortakların ve bağlı olduğu üyelerinin katkı sundukları çalıştayı final kısmına kadar tamamlayıp, ortak kollektif bir proje için titiz bir çalışmayla her ülkenin fikrini sunması projenin bir bütün olarak tamamlanabilmesi için önemlidir.

27 Avrupa Birliği üyesinden posta şirketleri ve sendika temsilcilerini kapsayan projenin amacı, Avrupalı ​​sosyal ortakların birlikte sektörün nasıl görünebileceğine dair 5 farklı öngörü senaryosu geliştirdiği “2030’da posta sektörü için trend araştırması” adlı önceki projeye dayanıyor. 2030’daki gibi. Bu takip projesinin amacı, posta sektörünün bu 5 farklı gerçeğinde var olacak posta karakterlerini çizerek bir adım daha ileri gitmek ve senaryoları daha işlevsel hale getirmektir.

Katılımcılar, tipik bir iş günü çerçevesinde tanımlanan profiller için ana görevlerin ve misyonların neler olabileceğini değerlendireceklerdir. Her bir işlev için kullanılacak araçlar, özellikle dijital olanlar kadar, çalışma koşullarının özellikleri de dikkate alınacaktır. Bu, 5 senaryoda hangi posta işlerinin yaratılacağını, ortadan kalkacağını veya gelişeceğini analiz etmeyi sağlayacaktır. Posta karakterlerinin yanı sıra, farklı senaryolarda var olacak diğer bazı anahtar karakterlerin, özellikle de posta karakterleriyle etkileşim halinde olacak tüketicilerin, dikkate alınması da önemli olacaktır. Daha geniş ekonomik, düzenleyici, sosyal çevrenin etkisi, her karakterin evrimini tasvir etmek için gerekli olacaktır.

1) asıl amaç, katılımcıları bu posta karakterlerini detaylandırmak ve geliştirmek için uygun bir yöntemle desteklemek;

2) ikinci hedef ise Avrupalı ​​sosyal ortakların alışılmışın dışında ve ileriye dönük düşünmelerini amaçlayan, çoğunlukla dijital olarak kolaylaştırılan yenilikçi ve dinamik çalıştayları kolaylaştırmaktır.

Danışman, işveren ve sendika temsilcilerinden oluşan Yönlendirme Komitesi ile yakın işbirliği içinde çalışılacaktır.

NEDEN 2030 YILI?

Teknolojinin giderek daha hızlı ilerlemesiyle birlikte, çok sayıda iş ya otomatik hale geldi ya da modası geçti. 2030 yılına kadar bu sayının daha da artması bekleniyor. Uzmanlar, şu andaki işlerin en az üçte ikisinin önümüzdeki on yıl içinde yapay zeka tarafından yapılabileceğini açıkladı. Bu nedenle, robotik ve veri bilimi alanındaki mesleklerin popülerleşmesi, matbaacılık ve kasiyerlik gibi işlerin ise tarihten silinmesi bekleniyor. İngiltere’de yer alan Oxford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, gelecek 10 yıl içinde pek çok meslek otomatik olarak yapılabilecek. Yapay zekayı hayatımızın her alanında sıklıkla kullanıyoruz. Yaşamımızın önemli bir parçası haline gelen yapay zeka teknolojisi her geçen gün gelişiyor ve fonksiyonel çözümler sunuyor. Özellikle altyapılarını son teknoloji ile donatan büyük şirketler, yapay zeka alanındaki gelişmeleri büyük bir heyecanla takip ediyor ve bu alanda çok iyi yatırımlar yapıyor. Bu da önümüzdeki yıllarda yapay zeka üzerine çalışacak kişilere büyük bir ihtiyaç olacağını gösteriyor.

Teknolojinin gelişme hızı ile dijital pazarlama her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Son bir yıldır tüm dünyada yaşanan pandemi süreci, dijital gelişmelerin ne gibi kolaylıklar sağlayabileceğini bir kez daha gösterdi. Bu dönemde şirketler dijital dünyanın neler yapabileceğini ve kendi dijital altyapılarındaki eksiklikleri fark ederek dijital gelişmelere odaklandı. Posta ve Lojistik sektörü liginin büyükleri de bu dijital ve otomasyon altyapılarını kısmen de olsa yatırımlarla geliştirmeye başladı.

Temassız ödemeler,  Apple Pay ve hatta Bitcoin gibi kripto para birimlerinin ana akım toplumda öne çıkmasıyla birlikte, son birkaç yılda nakitsiz bir toplumun gerçekliği hakkındaki tartışmalar arttı. Ardından, self-servis kasalar ve istasyonlar dünya genelinde yaygın hale gelmeye başladı.

Böylesine bir gelecekte dijital kimliğimiz yani avatarımız en az fiziksel kimliğimiz kadar önemli hale gelecek. Dijital asistanımız aracılığıyla bağlandığımız yapay zekanın desteği ile daha karmaşık problemler üzerine çalışacağız ve bu sebeple kendimizi tanımlarken dijital kimliğimizin ağırlığı artacak. Çevresel bozulma ve iklim değişikliğinin bu tür şokları daha sık ve daha şiddetli hale getirmesi bekleniyor. Belirsizlik ve çeşitli zorluklara karşı karşıyayken uygulanabilir tek seçeneğimiz, bu kritik dönemde aldığımız her kararın bizi sosyal ve sürdürülebilirlik hedeflerimize yaklaştırmasını sağlamaktır. Bu yoldaki her kararın bizi sürdürülebilirliğe bir adım daha yaklaştırdığından emin olmalıyız. Avrupa’nın uzun vadeli politika hedefleri “Avrupa Yeşil Anlaşması” ve ona bağlı strateji ve eylem planlarında tanımlanmıştır. Avrupa’nın bu hedeflere olan bağlılığını yeniden teyit etmekle kalmayıp iklimle ilgili hedeflerini de daha ileriye taşımıştır. Bu hedeflere adil bir dönüşüm ile iklim hedefleri ve eşitsizlikler ile sosyal adalet meselelerine dair eylemlere eşit düzeyde destek vererek ulaşılacaktır.

Posta Sektörü Avrupa Sosyal Diyalog Komitesi “2030’da posta sektöründe iş dünyası” projesi birinci fiziksel atölye çalışmaları

                                     31 Mart – 1 Nisan 2022 Zagreb – Hırvatistan

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “2030’da posta sektöründe çalışma dünyası” projesi 2 atölye çalışmasından oluşmakta olup, ilki fiziksel olarak 31 Mart-1 Nisan 2022 tarihlerinde Zagreb/Hırvatistan’da yapılmıştır. 5 senaryoda var olabilecek posta karakterlerini çizmeyi amaçlayan bu yeni proje, senaryolarda var olacak posta karakterlerini detaylandırmak için 2030 yılında posta sektörü hakkında detaylandırılmış 5 senaryoyu operasyonel hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, 5 senaryodan 1 ve 2. senaryoların posta karakterlerini yenilikçi bir şekilde Avrupalı sosyal ortaklar olarak birlikte yansıtmak ve detaylandırmak amacıyla bu interaktif tatbikat organizasyonun ilkini AB üye ülkelerinin işverenleri ve sendikaların katılımıyla fiziksel atölyelerde Hırvatistan Posta Kuruluşu’nun (Croatian Post) ev sahipliğinde çalıştayı hayata geçirdik. PostEurop ve UNI Global Union Europa/Post&Logistics 2030 yılında posta sektörünün karşılaşacağı etkileri, kriterleri ve çalışma hayatı açısından çok önemli görmekle birlikte, üye her ülke işvereni ve sendikalarının katılımını önemsemekte olduklarını belirtmişlerdir.

2030 yılı posta sektörünü ve sosyal diyaloğu günümüzden projelendirebilmek ve atölye çalışmaları ile senaryoları uluslararası düzeyde birebir yüz yüze tartışıp şekillendirebilmek, ileriyi planlayabilmek açısından gerçekten önemlidir ve kayda değer bir çalışmadır. Böylesine bir çalıştayın önemini bilmekle birlikte, sendikamız Haber-Sen’in özellikle posta sektöründe yaşadığı çalışma hayatına dair hak ihlalleri ve sendikal faaliyetlerine yapılan saldırılar nedeniyle, bizi katılımcı birçok Avrupalı sendikalardan ve sektör çalışanlarından ana sorunlarımız açısından ne yazık ki farklı kılmaktadır. Bu yüzden, çalıştayın formatını da etkilememek için hazırlamış olduğumuz ana sorunlarımızı çalıştaya katılan en etkili isimlere verilen aralarda ve çalıştay dışındaki zamanlarda anlattım, bunun haricinde de dosyamız sunulmuştur. Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle çalıştaya katılamayan UNI Post&Logistics Bölüm Başkan Vekili Dimitris Theodorakis ve yine çalıştaya başka bir sebeple katılamayan Bölüm Başkanı Cornelia Berger’e raporumuz ve PowerPoint sunumumuz e-mail ile bildirim yapılmıştır. Sorunlarımızın bildirildiği raporumuz ve PowerPoint sunumlarımız çalıştayın en önemli isimlerinden olan Posta ve Lojistik Sektörü Avrupa Komisyonu Sözcüsü ve Fransız La Poste Direktörü Stephane Chavet’e, PostEurop Proje Asistanı İtalyan Angelo Andoni’ye, Hollanda PostNL Global Teslimat Çözümleri Asya/Amerika Ürün Müdürü Samuel Goldber’e ve Portekiz SNTCT sendikası Sekreteri Jose Arsenio’ya verilmiş ve yüz yüze de anlatılmıştır.

Ayrıca, verilen aralarda ve toplantılar dışında ki zamanlarda CESI Posta Lojistik Asistanı Fransız Lola Billaud’a, Hırvatistan Posta İşçileri Sendikası Osijek Şube Başkanı Mario Vrcek’e, Bulgaristan TUFC Sendikası Proje Sekreteri Irina Terzyiska’ya ve İtalya SLC-CGIL Genel Sekreteri Nicola Diceglie’ye detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Raporumuzun ana mesajı ise Türkiye’de yaşadığımız bu sorunların ve hukuksuz hak ihlallerinin UNI haricinde bir üst çıtada yer alan Avrupa Komisyonuna ve ILO’ya bildirilmesi açık olarak istenmiştir.

Çalıştayın ilk gününde Hırvatistan Posta Genel Müdürlüğünde bize ayrılan toplantı salonunda tanışma ve ön bilgilendirme ile atölye çalışmalarının senaryoları aktarılmıştır. PostEurop Proje Asistanı Angelo Andoni, Posta ve Lojistik Sektörü Avrupa Komisyonu sözcüsü Stephane Chavet ve Deutsche Post DHL Group yetkilisi Jurgen Joos posta ve lojistik sektörünün 2030 yılında muhtemel senaryolar karşısında yapılacak egzersizler ve proje iletişimleri hakkında çalışmalara esas olabilecek ön girişleri yapmışlardır. Fiziksel olarak 30 katılımcı, on-line olarak da 7 katılımcı çalıştaya iştirak etmiştir. Yaklaşık 4 Hırvat Posta çalışanı da atölye çalışmalarını izlemişlerdir. Öğleden sonra aynı salonda tanışmayı da pekiştirecek karşılıklı egzersizler yapılmış ve 4 çalışma grubu oluşturulmuştur.

Hali hazırda; Posta Sektörü, İş, Sosyal Diyalog, Ekonomi, Toplum ve Siyaset senaryoları çalışılacaktır. İlk yüz yüze olan bu çalıştayda posta sektörü ve sosyal diyalog senaryoları ele alınacak ve atölye çalışmaları yapılarak gruplar projelerini son gün ortaklaşarak inceleyeceklerdir. Ancak senaryolar çalışılırken yan etkenler de ele alınabilecektir. Sonuç olarak da atölye çalışma notları, çalıştayın 2.ayağı için derlenecek ve kalan senaryolar için projeye yardımcı anlamda destek olacaktır. Daha sonraki kalan senaryolar içinde katılımcılar ilkine göre daha hazırlıklı gelebileceklerdir.

Atölye çalışmalarımızda, projelerimizi oluşturacağımız 5 senaryonun 2’si için, ekoloji, eğitim (genç/yaşlı), meslekler, unvanlar, posta sektörü, işyerleri, sosyal diyalog, iş hayatı, metaverse ve yapay zekayı 2030 yılındaymışız gibi kurgulayarak projenin gelişmesine fikirler üreterek ve tartışarak katkılar sunduk. Her grup ayrılarak farklı toplantı odalarında toplandılar. Küçük post-it kağıtlara düşünceler eklenerek tabloya yapıştırıldı ve her düşünce tartışılarak, geliştirildi. Ana senaryolarımız ve yan etkenlere eklemeler ve çizimler ile projeyi genişlettik. Temel noktalarımız, dijitalleşme, otomasyon, yapay zeka ile yeşil (çevre dostu) projeler ve çalışma araçları, yaşanan gelişmeye karşı kötüleşen sosyal diyaloglar ve iklim olmuştur.

Atölye çalışmalarımızda projeye birçok katkı her ülkeden sunulmuş olup, eğitim ve akıllı işyerleri konusunda Türkiye’den sendikamızca öneriler sunulmuş ve kabul görmüştür. Genel olarak başlıklar halinde sıralamak gerekirse 2030 yılı için şu kriterler önemli bulunmuştur.

-Gelecek nesil insan kaynaklarına ve gelecek ile ilgili projelere hakim olmalı, daha fazla katılımcı olmalılar. Hem şirketlerin, hem de sendikaların perspektifi bu olmalıdır.

-Paketler, koliler güvenli olmalı ve lojistik en güvenli bir çalışmayla yerine getirilmeli.

-Argümanlar yaratmalıyız, programın en etkin olanını hayata geçirmeliyiz. Akıllı ve yeşil olanını, bunu bulabilmek için sektör yapay zekadan faydalanmalı.

-Bölgesel ve uluslararası eğitime önem vermeli (yenilikçi gençler ve tecrübeli yaşlılar)

-Şirketin ihtiyaçları, uzmanları ve yetenekleri tanımlanmalı.

-Gelecek işler planlanmalı, böylece gelecek nesillere karşı bir anlayış oluşmuş olur. Anlamaya daha yatkın sektör çalışanları olur. Bu aynı zamanda sendikalarımız için de geçerlidir.

-Sosyalleşen gelişmeler işe uyarlanmalı.

-Yeni jenerasyona karşı uyumlu olmalıyız. Bize yanaşmaları ve gelmeleri buna bağlıdır. Daha fazla genç nesli çekebilmek için yeni alanlar açmalıyız, projelere onları da katarak karar grubunda olmalarını sağlamalıyız. Bazen bu jenerasyon bir yıl içinde yaptıkları işten sıkılabiliyorlar ve terk ediyorlar. Sendikal açıdan da durum farklı değildir. Yaşlı yöneticiler çok fazla, gençleri aktif sendikal organlara çekebilmeliyiz.

-Genç jenerasyonu kazanabilmek için Yenilik Merkezi kurulabilir. Araştırmak ve gençlerle bağ kurabilmek için.

Atölye çalışmalarımızda senaryolarda belirlenen ve ortaya çıkan ortaklaştığımız ana kriterler ve taslak proje başlıkları ve görüşler şunlar olmuştur;

Posta ve Lojistik sektöründe personel ve işler planlanırken sosyolojiden de yararlanmak gereklidir. Bu çalışanlar ve alınacak çalışma şekli kararlarında çok etken olacaktır. Sektörde, tedarik zincirini de takip etmek çok önemlidir. Çünkü 2030 yılında çok büyük bir rekabet yaşanacaktır. Bu rekabet o kadar büyük olacak ki, hem çalışma hayatın da, hem de şirketler arasında yaşanacaktır. Bu konuda öncelikle çalışma hayatı için görüş ve danışmanlık gibi durumlarda üniversiteler ile işbirliği de yapılabilir.

Eğitim projelerinde de, bölgesel veya uluslararası eğitim sonunda sertifika da verileceği için Hükümetler de bu programın parçası olurlar tespiti yapılmış olup, bu durumda verilerin korunması hususunda sektör dışında hükümetler de sorumluluğa girerler. Ayrıca bu programda posta lojistik sektörü bir havuz içinde olmalı, birleştirici ve içerik üretici olmalı. Kaynaklar bu havuzdaki tüm sektör ile paylaşılmalı.

Veri Koruma Görevlisi; verilerin istismar edilmesine karşı alınacak önlemler ve yöntemleri uygulamalı, geliştirici ve yenilikçi olmalıdır. Örneğin, Hollanda’da lojistikle ilgili ayrı bir  ID bulunmaktadır. Paketiniz nereye gelecek, Lojistik numaranız v.b gibi, kimlik numaranız ve özel bilgileriniz yerine, bu Lojistik numaranız kullanılıyor. Postada kişisel verilerin korunmasının zor olduğu bir dönemde gerçekten zor bir görevdeyiz. Katlanarak artan kişisel dijital bilgilerimiz bilgi güvenliğinin de önemini artıracak. Hatta kilit nokta yeni teknolojileri geliştirmekten ziyade toplanan bilgileri güvende tutmak olacak. Çünkü teknolojik gelişim devam etse de insanların buna adapte olması için sisteme güvenmesi gerekli ve bunun önünde tartıştığımız senaryoda büyük bir engel olduğunu gördük. Google, 2019’un Kasım ayında kuantum üstünlüğüne ulaşıldığını duyurdu. Bu şu anlama geliyor; bir bilgisayarın 10.000 yılda yapamayacağı bir işlemi bir kuantum bilgisayar 10 dakikada yapabiliyor. Bunun sonucu da bırakın doğum tarihi olan şifreleri, 72 haneli küçük harf büyük harf sayı ve sembolden oluşacak şifrelerin bile çok kısa sürede kırılabilecek olması. İşte bu yüzden “post kuantum” bir güvenlik standardı oturtulması tüm bu teknolojik gelişimin yapı taşlarından birisi olacaktır.

Pembe Senaryo: “Eko (Yankı) Odası Toplumu”

Posta sektöründeki yeni oyuncuların tonu belirlediği, son derece dijitalleştirilmiş ve bireyselleştirilmiş bir toplum ve ekonomide posta sektöründeki sendikalar ve işverenler arasındaki geleneksel sosyal diyaloğun sona ermesi.

POSTA SEKTÖRÜ: 

  • Yüksek otomasyon derecesi.
  • Yeni oyuncuların durumu.
  • Kırsal alana odaklanma.
  • İklim değişikliği tehditleri.

Yüksek otomasyon ve teknoloji difüzyon derecesi, posta ve posta ofislerini yeni bir rekor düşük seviyede olmasını sağlıyor.

E-ticaret sağlayıcıları güçlendi, görevdeki posta şirketleri ise kırsal alanlara odaklanıyor.

Evrensel Hizmet Yükümlülüğü (USO), ülke başına yalnızca bir Evrensel Hizmet Sağlayıcısı ve az sayıda servisler ile minimumda tutulur.

Posta şirketlerinin (ve E-ticaret sağlayıcılarının) iş modelleri iklim değişikliği tarafından giderek daha fazla sorgulanıyor.

İŞ:

  • Çeviklik esnekliği.
  • Dijital kontrol.
  • İnsan makine işbirliği
  • Sıfır saatlik sözleşme.

Devam eden otomasyon dinamik ve çevik çalışma yöntemleriyle iş dünyasında güçlü bir değişim oluşturuyor.

Çalışanlar için giderek daha karmaşık işler talep ediliyor.

Düşük eşikli ve uygun maliyetli dijital mikro öğrenme fırsatlarının yükselişi, yeni bir paradigma olarak ömür boyu istihdam edilebilirlik.

Yaygın fleksibiliasyonun kazananları ve kaybedenleri, düşük vasıflı çalışanların çıkarlarının zayıf temsili ile işgücü arasında büyük boşluklar oluşuyor.

SOSYAL DİYALOG:

  • Yeni standart standart değil.
  • Yerel oyunlaştırılmış çalışan grubu.
  • Gerçek bir diyalog yok.
  • Dağıtılmış.

İş gücü arasındaki dayanışmanın azalması, sendikaların zayıflaması.

Merkezi olarak yönetilen sosyal diyalog, şirket düzeyinde merkezi olmayan formatlarla değiştirilmektedir.

Toplu pazarlık yerine, ilginin eklemlenmesi için mikro pazarlık platformları ve bağlayıcı olmayan yeni kanallar ortaya çıkmaktadır.

Yeni standart hiçbir standart değildir.

PEMBE SENARYO: YANKI ODASI TOPLUMU (ECHO CHAMBER SOCIETY)

ÖZETLE SENARYO   (2030)

Posta sektöründeki yeni oyuncuların tonu belirlediği, son derece dijitalleştirilmiş ve bireyselleştirilmiş hücre bir toplum ve ekonomide posta sektöründeki sendikalar ve işverenler arasında ki geleneksel sosyal diyaloğun sona ermesi.

Siyaset, her çevre felaketinden sonra iyileştirmeler vaat eder, ancak günlük işlerde tekrar hızla ilerlemeden önce genellikle bir söylem hizmeti olarak kalırlar. Böylece, küresel ısınma ilerledikçe, iklim değişikliği nedeniyle kritik altyapıların ve aşırı hava koşullarının kırılganlığı artmaktadır. Dijital altyapıların devam eden genişlemesi de buna katkıda bulunuyor. Nüfusun risk farkındalığı, ortalama küresel sıcaklıklar ve deniz seviyeleri ile aynı ölçüde artmamaktadır.

TOPLUMSAL ÇEVRE

Avrupa toplumları esas olarak hızlı teknolojik değişimle karakterize edilir. Bu aynı zamanda nüfus için yeni teknolojilere yüksek bir adaptasyon gerektirir. Yeni dijital teknolojileri deneme ve günlük hayata entegre etme isteği nüfus arasında oldukça yaygındır. Tersine, bu teknoloji şirketlerin pazara hızlı bir şekilde yeni ürünler ve teknolojiler getirme çabalarını körükler. Teknoloji aynı zamanda insanların birbirleriyle etkileşim şeklini de değiştirir, hızlı teknolojik değişim, özellikle sosyal örgütlenmenin yeniden tanımlanmasında kendini gösteren güçlü bir sosyal değişimle el ele gider. Geleneksel kitle örgütleri, sendikalar, dernek ve birlikler önemini yitirirken, bireyselleşme artıştadır ve böylece parçalanmış kutuplaşma ve sosyal izolasyon oluşmuştur.

Ortamların karışması neredeyse hiç yok. Klasik ortam ve kitle örgütlerinin devam eden çözülüşleri, devlet kurumlarına karşı genel bir yorgunlukta doğuruyor. Mevcut siyasete yönelik alaycı tutumlar, siyasi olarak meşgul olmak için açık bir isteksizlik kadar yaygındır. Bu, insanların hem aşırı tüketimde dikkat dağınıklığı bulmaya, hem de kimlik bulmaya çalıştıkları tüketimci bir topluma yol açmıştı. Bu, toplumsal iletişim kalıplarına da yansır: insanlar öncelikle sosyal medya platformlarının yankı odalarında (Echo Chamber Society) iletişim kurarlar, mevcut görüşlerin çoğaltılması ve sağlamlaştırılmasının etkisiyle, toplumun bir bütün olarak kutuplaşması popülistleri çoğaltır ve örgütsüz protestocular güçlenir, bu da daha değişken siyasete yol açar. Argümanlar ve vizyonlar yerine, siyasi tartışmalara yan konular, provokasyonlar ve skandallar hakimdir. Toplum bir bütün olarak iklim değişikliği gibi önemli sorulara cevap bulamıyor, bu yüzden küresel ısınma kontrol altına alınamamaktadır. Birden fazla kimlik krizine sıkışmış, umutsuzca tutarlı kimlik kalıpları arayan bireylerin bir çıkmazıdır. Aşırı tüketim, çevre koruma sorunlarını geride bırakmıştır.

İnsan sağlığı gelişen teknolojik pratikler ile iyileşiyor olsa da, geçtiğimiz 100 yıl içerisinde dünyamızın sağlığını kötüleştirdik ve bu gün doğaya yaydığımız devasa karbon salınımı sebebiyle dünyanın ısınmasına sebep olurken büyük çaplı felaketlere davetiye çıkartıyoruz. Eğer karbon salınımımızı ciddi bir şekilde düşüremezsek dünyayı bu jenerasyon olarak geri dönülmez biçimde yok oluşa sürüklememiz olası.

POSTA SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM

Ekonominin ve toplumun dönüşümüne paralel olarak, iş dünyası radikal bir dönüşüm geçiriyor. Yönetim ve inovasyon merkezlerinde çevik çalışma ilkeleri elenerek, esnek iş günlerinin organizesinde, daha vasıflı yararlanılması için, düşük ücretli sektördeki sabit zamanlı işçi sayısı da keskin bir şekilde arttı. Burada da hala var olan işlere yönelik rekabet güçlü bir şekilde arttı, “İş performans” ve sıfır saatlik sözleşmelerin dijital kontrolü yaygındır. Uzun süreli işsizlik sürekli yüksek seviyededir. Toplumda azalan dayanışma ve bireyselleşme, partiler ve sendikalar için örgütlenme veya ödeme yapma isteğinin önemli ölçüde azaldığı posta sektöründeki iş gücü arasında da yansıtılıyor. Yerel kendi kendini organize eden çalışan gruplarının çıkarlarının geçici, akıcı, sanal olarak organize temsili bir sahneye hakimdir. İlgili iş yerinin çalışma koşulları, sosyal ortaklar arasında müzakere edilen koşullar ve sosyal standartlar tarafından belirlenmemektedir, ancak yalnızca ilgili şirketteki çalışma kültürüne göredir.

Yüksek otomasyon derecesi ve hızla değişen ekonomi sürekli eğitim gerektirir. Kolay erişilebilir ve uygun maliyetli dijital mikro öğrenme fırsatlarının yükselişi buna katkıda bulunur. Bu sebeple işlerini kaybetmemek için insanların önünde bir eğitim bariyeri olacak. Bu insanların şimdiden yeni teknolojiler üzerine eğitim almaları sadece Avrupa için değil, tüm dünya için kritiktir. Çünkü işler teknolojikleştikçe lokasyondan bağımsız hale geliyor. Ömür boyu istihdam edilebilirlik, iş dünyasında yeni bir paradigma haline gelir. Daha karmaşık işler ve daha fazla eğitim baskısı dünya bağlamında giderek daha önemli hale geliyor. İnsan-makine işbirliği ve bulut çalışması, yapay zeka ve robotiğin hemen hemen tüm işlere entegrasyonu da posta sektöründe yaygın hale geldi. Örneğin lojistik merkezlerindeki tam özerk alanlar da güçlü bir şekilde artmıştır.

SOSYAL DİYALOG

Yankı odalarındaki iletişim sosyal diyalogda da derin izler bıraktı. Çoğu zaman, artık gerçek diyalog ve tartışma ile ilgili değil, sadece duygular ve karşı tarafın argümanlarına yanıt vermeden kişinin kendi bakış açısıyla ilgilidir.

Dijitalleşme ve uygun oluşum merkezi olarak yönetilen bir sosyal diyalog yerini merkeziyetsiz bir mantığa bıraktı. Sosyal diyalog sadece şirket düzeyinde gerçekleşiyor. Toplu pazarlık yerine mikro pazarlık platformları ve ilginin eklenmesi için bağlayıcı olmayan yeni kanallar hakimdir. Bu anlaşmaların ve tartışmaların bağlayıcı niteliğini azaltır. Sadece yerel düzeyde kollektif çözümler arama ve bulma toplumsal istekliliği artırır. Bu aynı zamanda “geleneksel” temsilin ve çıkarların yeni eklemlenme biçimlerinin ihmaline yol açar. Sosyal ortaklar tarafından müzakere edilen kuralların bağlayıcı doğası önemli ölçüde azalır, bu da rekabetin büyük oranda bozulmasına ve çalışma koşullarının önemli ölçüde kötüye dönüşmesine neden olur. Hiçbir standart yeni bir standart değildir. Her şeyden önce, yüksek sosyal standartlarla ilgilenmeyen piyasa katılımcıları rekabet avantajı ve verimlilik kazançları açısından bundan yararlanırlar.

BU SENARYODA USO (EVRENSEL HİZMET YÜKÜMLÜLÜĞÜ)

Evrensel Posta Hizmetine (USO) birçok yönden meydan okunmakta ve hizmet yelpazesi açısından minimumda tutulmaktadır. Sadece devlete ait eski posta şirketlerine uygulanıyor, çünkü politikacılar USO’yu kentsel-kırsal boşlukları hafifletmek için siyasi bir araç olarak görüyorlar. Bu nedenle, yeni rakipler Evrensel Hizmet Sağlayıcıları olarak kabul edilmez.

EKONOMİK ORTAM

Son yılların büyümesi sadece şirketler tarafından değil, aynı zamanda endüstriler ve bölgeler boyunca da eşit olmayan bir şekilde dağıtıldı. Bu geçisin “kazananları” ve “kaybedenleri” arasında büyük uçurumlar vardır. İsteksiz düzenleme, pazarlarda yeni oyuncuların yükselmesine bir nevi katkıda bulundu. Rakip sayısı hali hazırdaki tedarikçilerin dezavantajlarına neden olmuş olup, rekabetin önemli ölçüde bozulmasıyla artmıştır. Oligopoller ortaya çıktı. Veri toplama iş modelleriyle yeni pazar liderlerinin sloganı “önce yap, sonra iyi olup olmadığını sor”. Bazı ünlü ekonomist yorumcular dibe doğru bir yarıştan şikayet ediyorlar.

Dijital altyapıların genişletilmesi yoluyla ağ oluşturma olanakları her zamankinden daha güçlü olsa da, müşteriler giderek daha fazla özel alana çekiliyor. Aynı zamanda, gizlilik konusundaki müşteri ilgisi düşüktür, daha da önemlisi dijital altyapılar benzer düşünen insanlarla iletişim kurmak için bir ağ geçidi sağlamaktadır.

Dijital altyapıya iyi erişim, özellikle nesnelerin internette giderek yayıldığı için birçok şirket için hayati hale geldi. Bu aynı zamanda verilerin kime ait olduğu sorusunu da gündeme getirmektedir. İhtiyatlı düzenleme, büyük ölçekte veri toplayabilen ve analiz edebilen şirketler için bir avantajdır. Ayrıca, dijitalleşme çok eşitsiz bir şekilde ilerlediğinden, birçok Avrupa ülkesinde kentsel-kırsal zıtlık yoğunlaşmıştır. Dijital altyapıları zayıf olan bölgeler her yıl ekonomik olarak tükenmeye devam ediyor. Sonuç olarak, gelecekteki yatırımlar da iyi bir altyapının zaten var olduğu yerlere gidecektir. Bu ekonomik olarak güçlü bölgelerdeki en iyi şirketlere karşı rekabet edemeyen pazar oyuncuları tarafından doldurulabilecekleri dipte bir pazar yaratır.

Devletlerin yapacağı bütün eforlara rağmen, Avrupa’da bazı ülkelerde bu değişikliğe hazırlıksız kitleler doğacak. Bu kitleler para kazanamayıp, harcama yapamaz hale gelince hem ekonomiyi hem de sosyal düzeni sarsma riski doğurabilir. İşte bu yüzden Genel Gelir (Universal Income) gibi herkesin çalışmadan devletten bir baz maaş aldığı düzen veya buna benzer düzenler gündeme gelecek. Özellikle 2025 ve sonrasında politik düzeni etkileyecek ve Avrupa seçimlerinde ana başlıklardan birisi bu olacak gibi durmaktadır.

POSTA SEKTÖRÜ

Posta sektöründeki daha güçlü rekabet ve toplumsal değişimler ışığında, e-ticaret sağlayıcıları daha güçlü hale geldi ve yapısal olarak zayıf bölgelere odaklanarak daha güçlü bir sosyal işlevi yerine getiren görevdeki posta şirketleri zayıfladı. Otomasyon ve elektrikli araç filoları yaygındır, ancak posta şirketleri arasındaki dijitalleşme derecesi hala çok farklıdır. Özellikle kırsal bölgelerde eski zayıf, 5G ağının hala yaygın olmadığı yerlerde manuel kontrollü teslimat araçları sıklıkla kullanılmaktadır. Analog iletişim istisnadır, dijital iletişim normdur ve postalar minimuma indirilir, posta ofisleri de öyle.

Analog iletişimdeki düşüşün ve siyasi kararın bir sonucu olarak, Evrensel Hizmet Yükümlülüğü ülke başına yalnızca bir Evrensel Hizmet Sağlayıcı ile minimumda tutulmaktadır, bu genellikle zarar eden bir girişimdir çünkü posta şirketleri belirsiz bir gelecekle karşı karşıyadır. Çoğu Avrupa ülkesinde, kalan küçük miktarlarda mektuplar haftada en fazla bir kez teslim edilir. Esas olarak tüm hizmetler artık çevrimiçi olarak yapılabilir, örneğin altyapı ekosistemlerine veya kamu idarelerine yeni ara yüzler ortaya çıkmıştır. Posta ve lojistik şirketleri, optimum son km. teslimatını sağlamak için yeni mahallelerin planlanmasında yer almaktadır. Otomasyon derecesi, teknoloji yayılımı gibi oldukça yüksektir. Bununla birlikte otomasyonun gerekli olduğu posta ve lojistik sektöründe, yeni insan becerilerine tekrar ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır. Ancak, bu beceriler her zamankinden daha karmaşıktır.

Genel olarak, günlük işlerde çok hızlı bir şekilde yeni teknolojileri entegre etmeye çalışan bir deneme yanılma zihniyeti vardır. Ancak, posta şirketlerinin iş modelleri, aşırı hava koşulları veya akıllı altyapıların savunmasızlığı nedeniyle tedarik zincirlerinin bozulması gibi iklim değişikliği nedeniyle giderek daha fazla tehdit altındadır.

Sektörümüzde ki 2 önemli deyimi unutmamalıyız.

1) Marshall Görevi

2) İsviçre Çakısı Gibi Postacı

Marshall Görevi: Olağan dışı durumlarda ve felaket anlarında görev alan kişi, örneğin elektrik hiç yokken de, yada enerji bittiğinde de posta dağıtımını, işleyişini yapan kişi. Bu sebeple dijital ve otomasyon sistemi haricinde geleneksel çalışma sisteminin de biliniyor olmasının önemi büyüktür.

İsviçre Çakısı Gibi Postacı: Drone ve elektrikli araçlar ile veri toplaması, şehirlerden ziyade kırsalda çalışıyor olması. Coğrafi, fiziksel ve idari çalışma ortamlarında bulunması.

Posta ve Lojistik sektörü toplumun değişimine de ayak uydurmalı, teknolojik dijital yeni değerler dönüşümü tetikleyecektir. Bu aşamada da çalışanların eğitimi çok önemlidir. Bu otomasyon ve dijital değişikliklerin yararlar açısından da önemi büyüktür. İnsanlar kendilerine daha olumlu geleni bulduklarında ve değişim olana yönelirler. Bu sebeple yatırım yapılması gereken gelişmelerdir teknolojik ve otomasyon değişimleri. Posta şirketleri ve ortaklıkları, toplum hakkında birçok bilgiye sahiptirler. Adres, telefon numarası, komşusunun adı, kimlik, sosyal ve vergi numaraları, işi, anne ve baba adı, evcil hayvanı, yöneldiği siparişler, tercihleri, v.b. Verilerin korunması hususu burada önem arz ediyor. Ayrıca, posta hizmetlerinin sosyal diyalog kriterlerine sahip oldukları bilinmektedir. Sosyal sorunları ve tespitleri yapabilirler, yani postacılar hizmet getirdiği kişiler hakkında birçok bilgiye sahiptirler. Bu bilgi kırsal alanda daha da geniştir. Yeni değişim ve gelişimde postacı bir sensör görevi görmektedir aslında. Bundan dolayıdır ki Fransa’da La Poste, bir mahalle de kimin neye ihtiyacı var gibi sosyal çalışmalarda postacıları kullanarak (bilgi almada) bunlarla ilgili analizler ve çalışmalar yapmakta, sosyal hizmetlerle iş birliği oluşturmaktadır. Böylece şüpheli durumlarda tespit edilmiş olmaktadır. Tüm çalışmalarımızı Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkeler içinde düşünmeliyiz, örneğin Çin gibi. Sadece Avrupa olarak yeniliğe ve değişime hazırlanmamız hatalı olur ve bütün resmi göremeyiz. Sektörün ana sorunu ise birçok ülkede ortaktır. Taşeronlaşma! Hollanda, Almanya, İtalya, Hırvatistan, Yunanistan, Türkiye gibi birçok ülkede sektör taşeron çalıştırma koşullarını da arttırarak devam etmektedir. Bunun için toplumu da kapsayacak boykot argümanı elimiz de olmalı daima.

Henüz 2030 yılı senaryolarını yaşıyor olmazsak da, sektörümüzde değişim izleri radikal olmasa da başladı; örneğin, Hollanda’da posta çalışanları sayısı hizmet sağlama açısından fazla. Bu yüzden part-time haftada 5 gün çalışma modeline geçildi. Bu çalışma düzeni de aidiyet duygusunu etkiliyor. Hırvatistan posta ve lojistik filosunu ciddi bir oranda diğer Avrupa ülkeleri gibi (daha yeşil) elektrikli araçlara dönüştürmeye başladı. Fransa’da posta hizmetleri, yeni hizmetlere başladı. Posta ve kolileri dağıtan Postacılar, aynı zamanda yaşlılara ilaç ve gıda da taşıyorlar. Postacılar bir nevi sosyal hizmet sağlıyorlar. Almanya ve Hırvatistan’da UBER sektörümüzdeki dağıtım işine de girmiş durumda, çok kısa sürede paketleri teslim ediyorlar.  Fransa’da posta şubelerinde geri dönüşüm bölümleri oluşturuldu. Artık aynı zamanda geri dönüşüm merkezleri oldular. Ekolojik açıdan çok önemli bir durum. Hollanda Postası (PostNL) Ceo’su yılda bir tüm personele sesleniyor (%70’i dijital ortamda, %30’u yüzyüze) ve gelen her soruyu cevaplıyor. 2. derece yöneticiler ise ayda bir görüşüyor. Yani aşağıdan yukarıya doğru bir çözüm diyaloğu oluşmuştur.  İsviçre’de Swiss Post, şehirlerarası ve kırsal bölgelere posta lojistik filo araçları ile aynı zamanda üst bölümde yolcu taşımacılığı hizmetine de girmiş durumdadır.

Bir sipariş verdiğinizde, istediğiniz bir posta/lojistik firmasını seçebiliyorsunuz. Örneğin daha yeşil (çevreci) bir firmayı seçmek gibi, belki bu yeşil firma geç teslimat yapıyor ama çevreci! Avrupa Birliği artık bu tip firmaları destekliyor. Geçtiğimiz günlerde Hırvat Postası da “Paris Sözleşmesini” imzalayarak yeşil harekete başlamıştır. Bir şey sipariş ederken taşımadaki karbon ayarı nedir? Alıcılar bunları bilmelidir. Bu farkındalık ile belki de daha çok şube teslimi olur ya da elektrikli araçlar ile dağıtım daha fazla artar. Sadece karbon ayak izi değil, karbon yayan dağıtımın maliyetinin daha pahalı olduğu için vergilendirilmesi de gerekir. Gençlerin yeşil bir dünya için mücadele vermesi, bu sorunlara daha çok önem vermesi çok iyi bir durum. Onları desteklemeli ve yeşil fikirlerine önem vermeliyiz bu yeni neslin.  İklim değişikliği konusunda daha bilinçli olmalıyız. Burada kritik bir sayı var 1,5 C. Bu sayı dünyanın ortalama sıcaklığını endüstri öncesi döneme göre ne kadar artırabileceğimizi anlatıyor. Bu sayıda uzmanların geri dönülemez dedikleri nokta. Şu anda 1 C. seviyesindeyiz ve şu anki artan emisyon seviyelerimizle önümüzdeki 20 yıl içinde geri dönülmez noktaya gelmemiz oldukça muhtemel. Devletler, Paris Anlaşması ve Birleşmiş Milletler 2030 hedefleri gibi programlarla insanların daha sürdürülebilir kaynaklara geçişi için teşvikler yaratacak. Bu teşviklerde sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaşmasına öncülük edecek.

Sosyal diyalog olumsuz yönde zarar görüyor. Herkes sanki bir kavanozda, kendi dünyalarını orada yaşıyorlar, her şeyi orada yapıyorlar. Siparişleri, mesajları, eğlenceleri, dijital işlemleri, üzülmeleri, protestoları, sevinçleri gibi her olguları o kavanozda. Bu yüzden sosyal diyalog en diplerde.

Otomasyon ve dijitalleşmenin gelişmesi çalışanları etkileyecektir. Yapay zeka, makinalar, 5G ve üstü teknolojiler, metaverse gibi gelişmeler eğitimden, iletişime, lojistiğe, ofislerden, dağıtım servislerine, evlerden, fabrikalara kadar her ortamda ciddi oranda etkili olacaktır. Yapay zeka yapacağı bir analiz çalışması ile bir postacı ne kadar sürede dağıtım yapabilir? Gibi bu işin her kademesindeki organizasyonunu en doğru ve net olasılık ile sağlar. Aynı zamanda bu öngörü ile topluma da en doğru bir cevap ile ilacınız size ne kadar sürede gelir mesajını da verir. Yine çalışma hakları açısından postacıların çalışma düzenlerini adil ve hakkaniyetli planlayabilir. Mesela “pomodoro” sistemi gibi benzer bir gelişim yapabilir. (Pomodoro da, örneğin 45 dakika çalışıp, 5 dakika dinlenme gibi). Yapay zekayı posta ve lojistik sektöründe faydalı olacak şekilde geliştirmeli yeni dijital argümanları sunmalıyız. Örneğin; bu işyerine şu gereçler lazım ve şu çalışma şekli ile faydalı olur, şu program uygulanırsa dağıtım ve ayırım hızlı olur gibi gelişmeler elde edebiliriz. Bunun yanında, kırsal kesimlerde de veri hızı ve iletişim mümkün kılınabilecektir; karasal 5G teknolojisinin yanı sıra Elon Musk’ın şirketi SpaceX bünyesinde kurulan Starlink son 2 yıldır alçak yörüngeye yüzlerce uydu yerleştirmeye başladı. 2024’e kadar 5 bin, uzun vadede 42 bin uyduyu dünya yörüngesine yerleştirmeyi planlayan Starlink, yüksek hızda ve ucuz fiyatlarla dünya’ya internet sunmayı vaad ediyor. Aynı zamanda ister okyanusun ortasında, isterse dağın zirvesinde olun kesintisiz iletişimde olabileceksiniz.

Posta ve lojistik sektöründe çalışanlara, işveren tarafından yapılan bir baskıda takip etmesidir. Neredeler? Hangi cadde de ne kadar zaman geçirmiş? Hangi yoldan gelmiş yada gitmiş gibi. Bu durum posta çalışanlarının mahremiyetini etkilemektedir. Avrupa’da posta hizmetinin %90’ı halen devletlerin himayesindedir. (sahip olma veya ortak olma açısından) Aynı zamanda sektörde büyük oyuncularda var örneğin UPS gibi, bunlar küçük ülkelerin posta kuruluşlarını satın alıyor. UPS’yi etkilemek gerekir değişim için. 2030 yılında belki uluslararası bir sözleşme önerilebilir birleşik posta için. Bütün ülkelerde standart bir prosedür ve süreç tanımlanmalıdır farklı modellerin önüne geçmek için. Örneğin güneş panelleri kullanılacak iş yerlerinde gibi.

Atölye çalışmalarında 2030 yılı senaryo projeleri kapsamında posta sektöründe uluslararası çalışanlar değişim programı (erasmus gibi) ama yaşlı çalışanlarda dahil edilerek gerçekleştirilebileceği önerimiz atölye grubunca projemize eklenmiştir. Yine uluslararası sektörel eğitimin de bu kapsamda verilebileceği önerimiz eklenmiş, aynı önerimize, Fransız La Poste çalışanı eğitim sonunda sektör sertifikası verilmesini önermiş ve eklenmiştir. Bu eğitim programında Finlandiya örneği de baz alınabilir ya da ortaklaştırılarak katkı sağlanabilir. Finlandiya, örgün eğitimde olduğu gibi teknolojik okur yazarlıkta da listenin başında yer alıyor. Ülkede 2019 yılından itibaren bütün vatandaşlarına online olarak yapay zeka’ya giriş eğitimi sunuyor ve ülkenin %1’i bu giriş eğitimini 2020 yılında tamamladı.

Yine Haber-Sen olarak ikinci önerimiz akıllı ofisler ve PTT şubeleri (yeşil ve çevreye duyarlı). Detaylı bir şekilde çizimi de yapılarak anlatılan önergemiz, güneş enerjisinden, rüzgar enerjisine kadar ayrıntılı olarak atölye katılımcılarına izah edilmiştir. Bu önerimiz de tüm katılımcılar tarafından onaylanıp, projenin ilgili bölümüne eklenmiştir. Bu tavsiyemize de Litvanya sendika sekreteri Glovi örneğini eklemiştir. Glovi; mikroplardan enerji üretimidir. Sonuç olarak da mikrobiyoloji yardım ediyor insanlığa. Önermiş olduğumuz bizim akıllı işyerlerimiz için düşünülebilir.

Kuşkusuz ki, 2030 yılında sendikalarında kendilerini yeniden organize etmeleri gerekmektedir. Yaşanacak bu değişime sendikalar da uymalıdır. Gençler hem iş hayatında, hem de sendikal hayatta uzun süre durmuyorlar ve ilgileri azalıyor. Yaşanacak yenilenme süreçlerinde sadece sendika üyelerine değil, işyerlerinde her pozisyonda çalışan tüm kesimlerle iletişime geçilmeli. Genç sendikalı çalışanlar, sendikalarda aktif rol almaları hususunda teşvik edilmeliler.

İşverenin, yerinde proje bazlı küçük gruplar oluşturup (bilgi teknolojileri, dijital çözümler, çevre, çalışma hayatı, altyapı yatırımı, teknik gelişim v.b.) bu grupların tamamıyla bir konsey kurulmalı. İşveren bir karar verecek olduğunda, bu konseyin ilgili grubu inceleyip konseye sunar ve alınan genel karar işverene sunulur. Böylece aşağıdan yukarı doğru demokratik ve çoğulcu bir görüş sağlanır.

Olumlu geçen ve Haber-Sen olarak  atölyelerde gerçekleştirilen çalışmalarda “eğitim” ve “akıllı ofisler” önerilerimiz, projedeki akıllı işyeri çizimlerimiz ve bilgilendirmelerimiz ile bu iki önerimiz kabul görmüş ve 2 günlük çalıştay boyunca diğer ülke temsilcilerinin yapıcı ve destekleyici ek teklifleri ile daha da geliştirilerek, projenin ilerleyen safhalarında bu iki önerge etkin bir yer alacağı kesinleşmiştir. Proje danışmanları da son gün atölye çalışmalarında bulunan 4 grubun bir araya gelerek ortaklaştırılan teklif ve projeler kısmında, 2030 senaryolarında bu iki önergenin mantıklı ve yerinde olduğunu belirtmeleri ve bir sonraki programa eklemeleri Haber-Sen olarak bizleri onurlandırmıştır.

2030’da posta sektöründe çalışma dünyası projesinin ilki fiziksel olarak yapılmış ve kapanışta, Hırvatistan Posta Genel Müdürlüğü tarafından, tüm katılımcılara yemek servisi sunulmuş olup, Hırvatistan Postasının Genel Müdür Yardımcısı da, katılımcılara teşekkür ederek, projenin tamamlanması ile sektörün 2030 yılına daha hazır ve planlı yol alabileceğini belirtmiş olup, tüm ülkelerin katılımcıları, birbirlerine şans dileyerek, çalıştayın 2.etabında buluşabilmek dileğiyle  2 günlük çalıştayı sonlandırarak ayrılışları sağlanmıştır.

Bir ufuk açıcı olan, yeni jenerasyonlar ile ilişkilerimizi de pekiştirebileceğimiz öğretileri aldığımız çalıştay, gelecekte sendikal yapılanmanın da önemini arz etmiştir. Özet olarak aktardığım çalıştay notlarımı bilgilerinize sunarım.

 

                                                                                                      İbrahim DAMATOĞLU

                                                                                                             Genel Sekreter

 

Print Friendly, PDF & Email


İLİŞKİLİ YAZILAR

İsrail’in varlığını dayadığı şiddet, insanlığı ve gerçekleri boğmaya devam ediyor!

İsrail’in Ortadoğu’yu yıllardır kan görülen çeviren şiddeti, dün bir gazeteci üzerinden mesleğimizi hedef aldı. Katar ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − 10 =

Örnek Resim