BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Anasayfa / Basın Açıklamaları / ÖZELLEŞTİRME TALANINA HAYIR…

ÖZELLEŞTİRME TALANINA HAYIR…

Kamu kurumlarını uluslararası sermayeye peşkeş çeken siyasi iktidar, çalışanların kazanılmış
haklarını, iş güvencelerini de ellerinden alıp, sendikal örgütlenmelerinin önünü keserek, tüm
hak arama yollarını yasaklarla, hukuksuzluklarla kapatmaya çalışıyor.

Türk Telekom ve diğer tüm stratejik kurumların özelleştirilmesi, dışa bağımlılığın pekiştirilmesi anlamındadır. Uluslararası sermayeye ve yandaş sermayeye peşkeş çekilen her kamu kurumu ve kuruluşu, emperyalizmin Türkiye’deki kontrolünü arttırmasına vesile olmaktadır. Özelleştirmelere karşı ve özelleştirilen kurumlarda işten çıkarmalara karşı direnen kamu emekçilerinin üzerindeki adli ve idari baskı, grev yasakları, soruşturmalar, neoliberal düzenin sürmesi içindir.

Bugün (21.06.2018 perşembe) yaptığımız basın açıklamasının metni aşağıdadır.

BASINA VE KAMUOYUNA

Neoliberalizmin başlıca hedefi, sermayenin kar oranlarını dünya çapında arttırmak, sömürü mekanizmalarını derinleştirmek ve sermayenin uluslararası dolaşımını düzenlemektir. Sermaye açısından, başarısının temel şartı ise, artık değer sömürüsünün topyekûn bir saldırıyla yoğunlaştırılıp yaygınlaştırılmasıdır.

Kuşkusuz artık değer sömürüsü ücretlerin ve istihdamın düşürülmesi, çalışma saatlerinin artırılması ve sosyal güvenlik, parasız sağlık, parasız eğitim gibi sosyal haklardan vazgeçilmesiyle yoğunlaştırılmaktadır.

Çalışanları hedef alan bu saldırı, mal ve hizmet üreten kamu kuruluşlarının hem de kamusal alanının özelleştirilmesidir. Özelleştirme, sermayenin krizden çıkışını hedefleyen ekonomik, toplumsal ve politik saldırının en önemli unsurudur.

Türkiye’de özelleştirmeler, tüm dünyada olduğu gibi 1980’lerde gündeme gelmiş, 90’lı yıllarla büyük sermayenin desteği ile “çağdaş” bir ekonominin olmasa olmazı gibi tüm topluma benimsetilmeye çalışılmıştır.

Devletin ekonomik alandan tamamen çekilmesi gerektiği söylemi, ideolojik dayatmanın en önemli parçası olmuştur. İMF ve Dünya Bankası emri ile yürütülen özelleştirmeler, işçi ve emekçilerin yarattığı değerlerle oluşturulmuş Kamu Kurumlarının yerli ve yabancı sermaye gruplarına peşkeş çekilmesi, halkın yoksullaştırılması ve sömürgeleştirmesi operasyonudur.

Özelleştirme ile ekonomide “verimliliğin yükseleceği”, mülkiyetin tabana yayılması yoluyla “gelir dağılımının düzeleceği” yalanları kitle iletişim araçlarıyla gerçekmiş gibi sunuldu. Özelleştirmenin gerekliliğine inandırmak için, Kamu İşletmelerine gerekli olan teknolojik yatırımları yapmamak dahil her türlü yönteme başvurulmuştur. İktidarlar, Kamu Kurumlarını babalarının malı gibi yönetmiş, arpalık gibi kullanmışlardır. Bütün bunları yapmalarının nedeni ise, zarar ettiğini iddia ettikleri kurumları özelleştirmektir. Yıllarca bu Kurumları zarar ettirme çabalarına rağmen başarılı olamamışlardır.

Özelleştirdikleri Kurumlar, her yıl ülke ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sunan, katma değer üreten, stratejik öneme sahip her biri ülkenin vazgeçilemeyecek değerlerdir.

Bunlardan biriside Sendikamız Haber-Sen’in de örgütlü olduğu Türk Telekom’du. 1994 yılında başlatılan Telekom’un özelleştirilmesi sürecine karşı bizler Tüm Haber-Sen ve Haber-Sen olarak (95 yılında kapatılan Tüm Haber Sen’in bize göre kapatılma nedeni Telekom’un özelleştirilmesine karşı vermiş olduğu mücadeledir.) fiili ve meşru mücadelemizi işyerlerinden başlamak üzere her platformda sürdürdük. Yüzlerce kez basın açıklaması yaptık, işyerlerinde toplantı, söyleşi ve paneller düzenleyerek çalışanlara doğru bilgiler ulaştırdık. Günlerce iş bırakarak hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullandık. Birçok kez soruşturmaya uğradık, baskıya maruz kaldık. Polis copları ve gaz bombaları ile saldırıya uğradık. Bu süreçte Haber-Sen başta olmak üzere birçok Kurum hukuksal mücadelesini de sürdürdü kazanılan davalarda yargı kararları yok sayıldı. Tabi ki bu mücadelede yalnız değildik, başta EMO (Elektrik Mühendisleri odası) ve KİGEM (Kamu İşletmeciliği Geliştirme Merkezi) olmak üzere Sendikalar, odalar ve demokratik kitle örgütleri bu mücadelede yanımızda oldular.

1994 yılının Kasım ayında çıkarılan 4046 sayılı yasa ile Türk Telekom’u özelleştirmenin kendi yasası yürürlüğe girdi. Söz konusu yasa ile özelleştirmeleri kimin nasıl hangi yöntemlerle yapacağı, özelleştirilen Kurum çalışanlarının nasıl bir sonla karşılaşacağı şekillenmiş oldu. İçinde birçok hukuksuzluğu barındıran bu sürecin ardından 14 Kasım 2005 tarihinde Türk Telekom’ un yüzde 55 hissesi 1.3 milyar dolar peşin, gerisi 5 taksitle 6.5 milyar dolar karşılığında Saudi Oger Telekom’a satıldı.

Satılan kurum propagandası yapıldığı gibi zarar eden, devletin sırtında kambur olan sıradan bir kurum değildi. Yılda ortalama 2 milyar dolar kâr eden, 2000, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında en fazla kurumlar vergisi ödeyen kuruluştu. 160 yıllık deneyimi ile dünyanın 13 büyük şebekesine sahip son 3 yılında Türkiye ekonomisine 13 milyar dolar  katma değer üreten yaklaşık 3 milyar dolar gayrimenkule sahipti.

Yine Türk Telekom devredildiğinde 55 bin çalışanı, 19 milyon sabit hat aboneye, 21 milyon sabit hat abone kapasitesi, 700 bin civarında ADLS abonesine sahip, 5 milyon aboneli AVEA üzerinden mobil hat hizmetleri, 80 bin ankesörlü telefonu olan, data ve internet hizmetleri veren bir kurumdu.

Haber Sen olarak Türk Telekom’un özelleştirilmesine karşı ne söylemiştik ve neler oldu.

  • Haberleşme hakkı kamusal bir haktır ve her yurttaş buna ulaşma hakkına sahiptir.
  • Tüm yurttaşların haberleşmesinin gizliliği Anayasal güvence altındadır ve devletin sorumluluğundadır.
  • Teknolojinin geldiği aşama düşünüldüğünde, haberleşme ve bağlı hizmetlerin kontrolü bir devlet için hayati önemdedir.
  • Özelleştirme ile sabit telefon hizmetlerinde özel bir tekel yaratacaktır. Kar getirmeyen bölgelere yatırım yapılmayacaktır.
  • Halkımız zamanla daha pahalı ve kalitesiz hizmet almaya mahkûm edilecektir.
  • Devlet milyarlarca dolarlık gelirden mahrum kalacaktır.
  • Nitelikli birçok elaman kurumdan ayrılmak zorunda kalacak.
  • Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle neler kaybettik?
  • Türk Telekom ve diğer kamu kuruluşlarının satışından alınan paralarla yatırım yapılmadı, yeni iş olanakları yaratılmadı. Bu paralarda tüm milli gelirimiz gibi rantiyeye aktarıldı.
  • Siyasi iktidar Telekom’un özelleştirilmesi ile sektörde rekabetin artacağını, haberleşme hizmetlerinin ucuzlayacağını ifade ediyordu.
  • Devletin kasasına girmesi gereken milyarlarca dolar kazanç Öger firmasına aktarıldı. Devir tarihinden bu yana firmanın net kazancı ne olmuştur? Yıllarca kurumlar vergisi rekortmeni olan Telekom satıldıktan sonra ne kadar vergi vermiştir?
  • Türk Telekom’un devrinden sonra binlerce nitelikli çalışan ya genç yaşta emekli olmak zorunda kalmış yada başka kurumlara geçerek kadrosu dışında alakasız işlerde çalışmak durumunda kalmıştır.

Özelleştirmelerden elde edilen gelirlerle hastaneler, okullar, yollar yapılacaktı yeni iş olanakları yaratılacaktı, Devlet sırtındaki kamburdan kurtulacaktı elbette söylem olarak güzeldi kim istemezdi ki bunların yapılmasını hatta özelleştirilen kurumlarda örgütlü kimi yandaş sendikalar bile inanmıştı buna. Yukarıda sıraladıklarımızın hiç birisi yapılmadığı gibi bugün özelleştirmelerden elde edilen gelirle giderleri karşılaştırdığımızda sonucun zarar olduğunu görmekle birlikte asıl önemli olan ülkemizin gereksinimi olan bu işletmelerin yerine getirdiği hizmetlerin birçoğunun bizlere daha pahalı ve daha kalitesiz ulaştığıdır.

Türk Telekom ve diğer tüm stratejik kurumların özelleştirilmesi, dışa bağımlılığın pekiştirilmesi anlamındadır. Uluslararası sermayeye ve yandaş sermayeye peşkeş çekilen her kamu kurumu ve kuruluşu, emperyalizmin Türkiye’deki kontrolünü arttırmasına vesile olmaktadır. Özelleştirmelere karşı ve özelleştirilen kurumlarda işten çıkarmalara karşı direnen kamu emekçilerinin üzerindeki adli ve idari baskı, grev yasakları, soruşturmalar, neoliberal düzenin sürmesi içindir.

Haber-Sen olarak, 24 Haziran seçimlerinden önce özelleştirmelere devam edenlere, kamunun küçültülmesi gerektiğini savunanlara, kamu emekçilerinin güvencelerini ortadan kaldırmaya çalışanlara TAMAM diyoruz. Basın, yayın, iletişim ve posta emekçileri olarak öncelikli talebimiz, güvenceli istihdamla birlikte, Türk Telekom ve örgütlü olduğumuz diğer özelleştirilen kamu kurum ve kuruluşları, yeniden kamulaştırılmasıdır. Türkiye ekonomisinin içerisinde olduğu darboğaz kamucu küçültülmesi ve ekonominin gözbebeği kurumların üç kuruşa satılması ile düzeltilemez. Öz kaynaklara dayalı, üretken ve kamucu bir ekonomik model ile aydınlık günler görebileceğimizin farkındayız. Bu nedenle neoliberal dayatmalara ve özelleştirme adı altındaki talan ekonomisine HAYIR!….   21.06.2018

 

HABER-SEN

MERKEZ YÖNETİM KURULU



İLİŞKİLİ YAZILAR

İZMİR TRT RADYOSUNDAYIZ

şube Yönetim Kurulu Üyelerimiz, MYK üyelerimizden Burak USTAOĞLU, Hakan ÜNAL ve KESK Eşbaşkanımız Aysun GEZEN ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 − 4 =

Örnek Resim