BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Anasayfa / Basın Açıklamaları / BASINA VE KAMU

BASINA VE KAMU

BASIN KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLER Z KUŞAĞINA DA NEFES ALDIRMAYACAK!

SADECE #BASINBELADA DEĞİL #ZKUŞAĞIDABELADA!

 Basın kanunundaki değişiklikler sadece basın mensupları için değil, vatandaşın özellikle de genç kuşağın da sesini kesmeye yöneliktir. Bu tasarının asıl amacı, basın yayın ile ilgili aygıtları tek elden idare etme çabasıdır. İlk olarak Gezi eylemleri sürecinde farkına vardığımız Z Kuşağı bu süreçten en çok zarar görecek kesimdir.

Teklif, bireylerin ifade, haber alma ve örgütlenme özgürlüğü de dâhil olmak üzere temel haklarına ilişkin olumsuz etkiler getirecektir. Bu teklifin yasalaşması durumunda Türkiye’deki takip ve kontrol sistemlerinin hukuki bir zeminde yaygınlaşacağı ve devamında gelmesi muhtemel düzenlemelerin daha da demokrasiden uzak, bireyler aleyhine sonuçlar yaratacağı kesindir.

Ülkemizde Z kuşağı, küreselleşmenin de etkisiyle dünya gençliğiyle paralel bir gelişim göstermektedir. Sosyal medyayı en çok kullanan ülkeler arasında olan Türkiye, geçmiş dönemlere göre dünyadaki gelişmelere çok daha yatkın bir kuşağın şartlarını hazırlamış gözükmektedir.

İnternete olan bağlılığı oldukça fazla olan, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sosyal paylaşım siteleri ve iletişim kanallarıyla etkileşimi yüksek olan bu gençler önceki kuşaklardan ayrılmaktadır. Z kuşağı bireyleri konuşma, öğrenme, düşünme, büyüme ve tüketme açısından oldukça hızlıdır. Aynı zamanda bu kuşağın otoriteye karşı tutumu, özellikle iktidar çevrelerini rahatsız etmektedir.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yayınladığı basın özgürlüğü endekslerinde Türkiye 2005 yılında 98. sıradayken 2022 yılında yayımladığı raporda 180 ülke arasında 149. sırada yer almıştır. Bunda internet gazeteciliğine getirilen sınırlamalar da önemli rol oynamıştır. Freedom House tarafından 2021 yılında yayımlanan ‘Nette Özgürlük’ isimli raporda ise Türkiye İnternetin Özgür olmadığı ülkeler kategorisine girmiştir. İfade Özgürlüğü Derneğinin raporuna göre ise söz konusu düzenlemelere dayanılarak Türkiye’de 2020 yılı sonu itibariyle çoğunluğu idari 464 farklı kurum tarafından 467 binden fazla web sitesi ve alan adına erişim engellenmiştir.

Türk Ceza Kanunu’na eklenmesi öngörülen “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” maddesi  tartışmalıdır. Bu bilginin dezerformasyon olduğuna kim karar verecek. Tabii ki de Devletin bütün gücünü elinde bulunduran iktidar buna karar verecektir. İktidarın bu maddeyi kendine tehdit olarak gördüğü Z Kuşağı için kullanacağı bir öngörü değil, kesin bilgidir!

Diğer taraftan, sosyal medya platformlarının Türkiye’deki temsilcilerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve Türkiye’de ikamet etmesini zorunlu kılan değişiklikler, ayrıca devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, anayasal düzene karşı suçlar ile devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk gibi suç isnatlarında, kullanıcı bilgilerinin mahkemeye verilmesi şart koşulmaktadır. AKP’nin gerek 2020’deki yasayla, gerekse şimdiki teklifle amacı Twitter başta olmak üzere sosyal medya kullanıcılarının kimlik bilgilerine istediği an erişebileceği bir sisteme kavuşmak ve böylece sansürü etkili kılabilmektir.

Tasarı antidemokratik ve hukuksuz uygulamaları içermektedir. Bu tasarı meclise gelmeden bütün topluma; getirilmek istenen kanun hakkında bilgilendirme ve tehlikeleri anlatılmalıdır. Aksi takdirde bu yasa Meclis Genel Kurulundan geçerse bütün toplumun her an attığı bir twitten yıllarca tutuklanacağı bir durumu doğuracaktır.

Basın özgürlüğü demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Basına yönelik yapılan herhangi bir müdahale doğrudan topluma karşı yapılmış bir müdahaledir.

Bilinmelidir ki hukuk devletinin mimarı özgür basındır. Basın özgürlüğünün olduğu yerde hukuk devleti, hukuk devletinin olduğu yerde basın özgürlüğü vardır. Aksi takdirde keyfi hukuki uygulamaların olduğu yerde her gün gazetecilerin gözaltına alınacağı ve toplumu özellikle de Z Kuşağını susturma girişimi çabalarının olacağı kesindir.  20.06.2022

SUSMA, SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK…

                                                               HABER-SEN

         MERKEZ YÖNETİM KURULU

 

Print Friendly, PDF & Email


İLİŞKİLİ YAZILAR

FİRMA PERSONELİNİN TEBLİGAT DAĞITMASI YASALARA AYKIRIDIR.

Edirne PTT Başmüdürlüğü’nün firma personellerini tebligat dağıtımında görevlendirmesi üzerine Sendikamız tarafından açılan davayı kazandık. 7201 ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − 4 =

Örnek Resim