BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Anasayfa / YAZILAR / PTT, TARİHİNDE HİÇ BU KADAR YOZLAŞMAMIŞ VE BU KADAR KÖTÜ YÖNETİLMEMİŞTİ

PTT, TARİHİNDE HİÇ BU KADAR YOZLAŞMAMIŞ VE BU KADAR KÖTÜ YÖNETİLMEMİŞTİ

Liyakatsizlik, Kanunsuzluk, mevzuat ve yönetmeliklere uyulmayarak, ben yaptım oldu şeklinde ki uygulamalar ile özellikle, iki asra yakın geçmişi olan cumhuriyet tarihinin en önemli kurumlarından olan PTT, Türkiye Varlık Fonuna devredildikten sonra rekor derecede zarar etmesi düşündürücüdür. 2015, 2016, 2017 yıllarında PTT, 1 milyon 617 milyon TL kar ederken, 2018, 2019, 2020 yıllarında 1 milyar 959 milyon TL ve şu an için halen netleşmeyen 2018 yılı altın ve pırlanta işinden de bir rekor olarak 2 milyon dolar zarar etmiştir ki, bu rakam günümüz döviz kuruyla çok astronomik bir rakamdır. “Dijital arşiv işi”, “tahsisli araçların yakıt giderleri”, “kargomat alım işlemi”, “Victor Orbis reklam işleri”, “PTTEM ile HGS satışları”, “kayıp altın konusu (2 milyon Dolar)” “KDV tevkifatı”, “cezalar ve tazminatlar” ve diğerleri. Doğrudan temin veya özel davet usulü üzerinden yapılan ihaleler de etken olmuştur. 2021 yılında da kurum 387 milyon TL zarar etmiştir. Hepsini topladığımızda devasa bir zarar söz konusu. Aynı zamanda iştiraklerde oluşan zararlarda mevcuttur. Devasa bu zararı peki kurumun emektarları olan her kademedeki PTT emekçileri mi yapmıştır? Hayır. Onların bir çoğu yukarıda dönen dolaplardan haberi bile yoktur. Onlar her gün artan iş yükü altında ve ekonomik kriz altında ezilen PTT emekçileridir. Bu süreçlerde yönetilememe problemi ile ısrarla yandaş ehliyetsiz ve liyakatsiz kişilerin yönetim kademelerine getirilmeye devam edilmesi, yanlıştan dönülmemesi ve objektif olmayan siyasi güdümlü bir yönetim anlayışı sonucu kamuoyunda PTT’nin itibarına ve güvenirliliğine onarılması güç büyük zararlar vermiştir. Bu bir kötülüktür. Sayıştayın PTT’ye ciddi önerileri var aslında, bunlar bir noktada PTT’ye yol gösterici öneriler. Ne diyor? Etkin olmayan teftiş ve iç kontrol sisteminin olmaması, personele verilmesi gereken eğitimin eksik verilmesi, personele eşit davranılması v.b. hususlar.

Kurum ve iştiraklerinde 399 sayılı KHK’ye göre çalışanlar (takriben 10-12 bin), İdari Hizmet Sözleşmesine göre çalışanlar (11-13 bin), Firma personeli taşeron çalışanlar (15-17 bin), Özel hükümlere göre çalışan iştirak ve ortaklık çalışanları (8-9 bin) bulunmaktadır. Böylesine bir parçalı istihdam ücret adaletsizliği başta olmak üzere diğer sosyal haklar açısından çalışma hayatımızda iş barışını bozduğu gibi sendikamızın olmazsa olmaz ilkelerinden olan “eşit işe eşit ücret” ilkesine de terstir. Çalışan sayılarına baktığımızda ise;

PTT: 41135 kişi

PTT Anadolum Lojistik A.Ş.: 4209 kişi

Kule Verici Tesisleri İşletim ve Teknolojileri A.Ş.: 54 kişi

PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş.: 92 kişi

PTT Para Lojistik ve Özel Güvenlik Hizmetleri A.Ş.: 4157 kişi

%100 PTT iştiraki şirketlerle birlikte toplam çalışan sayısı: 49.647 kişidir. Bu sayıya bazı hisseli ortaklıklar dahil olmayıp sayı eksi ve artı olarak değişiklik göstermektedir. Keşke ekstra olan ortalama bu 8500 kişi usulsüzlükler nedeniyle zarara da sebep olan bu iştirak ve ortaklıklar yerine PTT’nin asli işlerinde görev alıyor olsalardı.

 

Kurum personel eksikliği sebebiyle kendi asli işlerini yerine getirirken ciddi zorluklar yaşıyor ve bu zorluklar sebebiyle de personeline mobbing ve baskılar yaparak 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve 6475 sayılı Posta Kanunu ile Posta mevzuatlarını ve Posta Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmeliği ve en önemlisi de içtihatları görmezden gelerek PTT’de iş barışını bozuyor. Bizzat PTT Genel Müdürü hafta içi bir çok PTT Başmüdürü ile internetten toplantı yaparak sayı dayatması hususundaki direktiflerini bu toplantılarda veriyor. Öyle ki, kimi zaman çoklu toplantılarda Başmüdürlere sert ve nezaket kuralları dışında üsluplarda dahi bulunuyor. Onlarda alt amirlerine “şu olmazsa şu olur”, “şu sayı elde edilmezse sorumlular şu cezaları alır” şeklinde sürekli evamir yayınlamaktadırlar. Çok yazık. Gerçekten çok yazık, PTT’nin geldiği noktaya bakınız. Tehdit, ceza, baskı… Şu anda tüm Türkiye’de bu keyfi baskılar nedeniyle PTT emekçileri mutsuz ve karamsardır. Başka bir iş imkanı halinde PTT’den istifa etmeyi düşünen azımsanmayacak sayıda çalışanımız söz konusudur. Oysa PTT kendi asli işlerini geliştirip bunlara yatırım yapması gerekirken, kendi alanı dışında iştirakler oluşturup ve çeşitli ortaklıklara girerek, kurumun zararına da sebebiyet vermektedir. Örneğin hizmet koluyla alakasız ve akıbetti karanlık olan yaklaşık 2 milyon dolarlık altın işine girmesi gibi. PTT tarihinde görülmemiş bunca yolsuzluk ve usulsüz ve kamu zararlarının yanında, yine tarihinde ilk defa ciddi bir biçimde emek sömürüsünün bulunduğu bir kurum olarak da tarihe geçmiştir. Özellikle de sendikamız Haber-Sen üzerine yapılan hakkaniyetsiz ve hukuksuz bir çok işlemle. Bunların tamamının ana nedeni hiç kuşkusuz ki, liyakatsizliktir. Liyakat olmazsa adalet de olmaz. Bu ana kriter sebebinden dolayı kurumsal mekanizmayı sağlıklı yerine getirememektedirler. Elbette ki, asırlık kurum olan PTT’nin bu hale gelmesinin alt nedenleri de bulunmaktadır. Doğruları söyleyen, hem kurum için hem de personel rejimi için tavsiyeleri planlamalarını iletmek için PTT ile defalarca diyalog kurmaya çalışan sendikamıza, bir iki cılız ve verimsiz görüşme dışında nedendir bilinmez PTT yönetimi gözlerini ve kulaklarını kapatmış olup, bununla da yetinmeyerek adeta zulüm politikaları uygulamaya başlamıştır. Bunun yanında iktidara yakın onlarca yandaş sendika yöneticilerini ise liyakata bakmayarak açık olarak tahammüllerden bile çekinmeyerek gözler önünde atamıştır. PTT’de bir çok yerde ışık hızıyla unvanları yükselerek yönetici olan Birlik Habersen ve Türk Habersen yöneticileri vardır. Onlarca hak ihlallerinden sadece son dönemde yaşananlardan birkaçı ise şunlardır;

Covid-19 pandemisi döneminde bile üstelik tam kapanma ve kısıtlamalarda dahi gayri insani olarak yöneticilerimizi ve üyelerimizi ülkenin değişik noktalarına her zaman ki gibi Kanunları dinlemeden sürgün etmiştir PTT yönetimi.

İstanbul 5 no.lu şubemiz, İstanbul PTT Başmüdürü Selahattin Ekinci tarafından darmadağın edilerek tüm şube yöneticilerimiz üstelik te şube alanları dışına mevcut tüm Kanunlar ve mevzuatlar görmezden gelinerek keyfi bir şekilde sürgün edilmişlerdir. Bu durum bırakın PTT tarihini, tüm kamu kurumlarında sendikal örgütlenme açısından görülmemiş hazin bir durumdur ne yazık ki.

Her sürgünü Kanunsuz yaptıkları için, bir çoğunu kazanıyoruz. En son PTT Genel Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığı Proje Yatırım Müdürlüğünde Başmühendis olarak çalışan ve sendikamızın 6 yıl boyunca Genel Başkanlığı dahil MYK üyeliğini yapan ve halen İşyeri Temsilcimiz olan Baki Çınar ile Mersin PTT PİM’de görev yapan İşyeri Temsilcimiz Gülbin Avunç’un istekleri dışında yapılan sürgün davalarını kazanmıştık ve arkadaşlarımız asli görev yerlerine dönmüşlerdi. Fakat böylesi ilk defa yaşanıyor sanırım, bu defa PTT yönetimi adeta Mahkeme Kararıyla dalga geçer gibi arkadaşlarımızı yine ikinci defa aynı yerlere sürgün etti. Pes artık diyoruz!

Yine, Zonguldak’ta İl Temsilcimiz Ertuğrul Demir, kendisi %46 engelli raporlu, bunun yanında psikolojik, kalp ve şeker hastası yani sendikal Kanun ve mevzuatlar harici engelli bir kamu çalışanı olmasından dolayı Kanunlar gereği de diğer kamu çalışanlarından farklı bir konumda. Şimdi burada da, Zonguldak PTT Başmüdürlüğü yetkilileri neredeyse gayri insani bir yol olarak tedavi olmaya gitmesini dahi sorguluyor ve ifadesini alıyorlar Haber-Sen İl Temsilcimizin. Bu nasıl izah edilebilir, anlamak mümkün değil.

 

PTT’nin hesap ve işlemlerinin incelendiği, denetlendiği TBMM KİT komisyonuna PTT Yönetim Kurulu üyelerinin bu kadar ciddi bir denetim toplantısına basit gerekçelerle katılmamaları da çok ilginçtir. PTT’nin en başındakiler böylesine mazeret dilekçeleri verirken, aynı dilekçeyi en alt kademede ki bir PTT emekçisi verdiğinde ise PTT en hızlı bir şekilde her hadisede ki kurum politikası haline dönüşen “ceza” yaptırımına gitmektedir. Kaldı ki, böylesine önemli bir denetim toplantısı için Genel Başkanı ile toplantısına gitmeyerek buraya gelen Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz konunun önemini de söz konusu KİT toplantısında değinmiştir. Şimdi tabi insan merak ediyor böylesine önemli bir denetim toplantısına dahi katılmayan PTT’nin en üst birimi yöneticileri ki, bunlardan bazıları başka kurumlarda da görev sahibi, PTT’nin dertleri ile ne kadar ilgililer, ne gibi çözüm yolları üretebilirler. Gelişmeleri ne kadar takip edebilirler. Örneğin, 31 Mart-1 Nisan 2022 tarihinde Avrupa Sosyal Diyalog Komitesi, UNI, Post Europ ve CESI tarafından organize edilerek Avrupa Komisyonunun projeyi ve çalışmaları takip ettiği “2030’da Posta Sektöründe Çalışma Dünyası” çalıştayına sendikamız adına katılım sağladım ama Türkiye’den herhangi bir PTT yetkilisini göremedim. Oysa ki, sendikalar harici Avusturya, Bulgaristan, Almanya, İtalya, Fransa, Hırvatistan, Macaristan, Litvanya, İspanya ve Hollanda gibi 27 Avrupa Birliği üyesinin posta kuruluşlarının yetkilileri oradaydı. Ülkemdeki PTT yetkilileri ile görüşmede zorluklar yaşıyoruz ama ben orada bir çok ülkenin yetkilisi ile görüşmeyi gayet mütevazi bir şekilde sağladım ve bu toplantılarda önümüzdeki 10 yıl içinde posta ve lojistik sektörü senaryolarının ilk 2 kısmı yer almıştı. Katılamadıkları toplantılar hakkında ne yazıktır ki PTT yönetimi bizlerle iletişime de geçip orada ki toplantılar hakkında bilgi veya sunum dahi istemediler. Umarım son final toplantısına yani senaryoların 3. ve 4. kısmına katılım sağlar PTT Genel Müdürlüğü. Mesela, 2030 yılında Birleşik Posta Hizmeti ne durumda olacak? Daha yeşil enerjili akıllı posta ofisleri ve ayırım sevk birimleri nasıl olacak? Şehir merkezlerine nazaran taşra ve köy bölgelerinde ki posta hizmetlerinin durumu, posta sektörünün diğer kamu kurumları ve özel sektör ilişkilerinin yaşayacağı iş paylaşımları, teknolojinin ve dijitalleşmenin gelişimi ne getirecek ve nelere hazırlıklı olmalıyız? Posta kuruluşlarının dağıtım ve ana hat filolarının tam anlamıyla yeşil ve çevreci olması, 2030 yılında sendikal durum ve çalışma hayatımız gibi öngörülebilir konular hakkında ki proje ve planlamalarda PTT yoktu. Bunlar gibi onlarca önemli hususları kaçırması iyi olmamış PTT yönetimi için.

PTT’ci bir ailenin çocuğu olarak kurumun bu halde olması nedeniyle hüzün içerisindeyim. PTT’den kazandıkları paralar ile beni okutup PTT emekçisi yapan annem ve babam dan bayrağı devraldım 1992 yılından beri PTT emekçisiyim ama inanın eski, mutlu, aidiyet ve vefa duygusu yüksek, işinin ehli babacan yöneticilerin olduğu geçmişteki PTT’yi sanırım sadece ben değil, hizmeti fazla olan bir çok PTT emekçisi hele ki böylesine bir dönemde mumla aramaktadır. Umudumuzu kaybetmediğimiz sürece kurumumuzu bu yozlaşmış durumdan, olumsuzluklardan hep birlikte kurtaracağız ve emin olun kamu görevleri bakımından, kamu zararına sebebiyet vermek nedeniyle sendikal ve Anayasa ile Kanunlara aykırı uygulamalarda bulunan her kim varsa bağımsız hukuk karşısında hesabı sorulacaktır.

PTT emekçileri için tek çıkış yolu birlikte ortak bir mücadele yoludur. Bölünerek, parçalanarak bir kazanım elde edilemez, hizmet kolumuzda şu an için 10 memur sendikası ve 11 işçi sendikası bulunmaktadır. Her geçen gün yeni yeni yandaş sendikalar kurularak PTT emekçilerinin gücü bölünmekte ve ortak, güçlü bir mücadele engellenmektedir. Henüz hiç kimse yokken sokakta mücadele ederek PTT’nin ilk sendikası olan Haber-Sen’de örgütlenmek için, gücümüze güç katmanız için tüm PTT emekçilerini gerçek mücadele veren sendikamıza bekliyoruz. Bu ülkede başka bir PTT yok. İşimize, aşımıza ve asırlık kurumumuza sahip çıkmak zorundayız.

Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber, ya hiç birimiz.

İbrahim DAMATOĞLU

Haber-Sen Genel Sekreteri

Print Friendly, PDF & Email


İLİŞKİLİ YAZILAR

LİYAKAT VE TÜKETİLEN KURUM PTT-2

PTT’ de özellikle son dönemde sarı sendika yöneticisi iken atanan bazı Daire Başkanları, Başmüdürler, Başmüdür ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × 1 =

Örnek Resim